
- bu ne bil bakalım?
- soba kablosu.
- ??? (aslında doğru lan.)
| Abone Ol: RSS
Mona Lisa hakkında okadar çok şey konuşuldu ki, artık ben takip dahi edemiyorum. Da Vinci dedemiz öyle bir tablo çizmiş ki, tablo hakkında yok efendim "Mona Lisa'nın sırrı çözüldü", efendime söyliyim "Mona Lisa’nın gizemli güzelliği", yok neymiş efendim "Mona Lisa’nın kimliği belirlendi". Doğruluklarını bilemem ama sabah okuduğum haberde ise, rüyalarımıza kadar işleyen, hatta kimbilir kaç kez ödev, tez konusu olan bu güzel kadın meğer pörtlek gözlü, çirdik ördek gibi bişeymiş :) Peki bu haber doğrumu , hep birlikte görcez.
Şimdi ben bi haykırışta bulunmak istiyorum. Farzedelim ki ben bu ablamın, tablosunu milyon dolarlar vererek ihaleden aldım (e güzel hatun diye aldım), hanımefendinin gerçekten böyle bir çirkinliği söz konusuysa yazık değilmi bana? :) Acil cevap bekliyorum, gerçekten bu öcülük doğrumu :P Doğruysa bu tabloyu duvara değil de kimin d.tüne asayım :)
Biraz blogumu başıboş bıraktım biliyorum. Blog şablonumun yavaş olduğuna dair duyumlar aldım. Okuyucularımın blog içerisinde daha rahat ve takılmadan dolaşabilmesi için şablon değişikliğine gidiyorum. En kısa zaman içerisinde yeni yüzüyle Terbiye tüm hızıyla konularına devam edecektir. Sonsuz sevgiler efendim ;)
"Terbiye" bu sıralar bol bol neler dinler? Hoşuma giden tınıları, belli zamanlarda top 5 gibi bir liste oluşturarak sizlerle paylaşmak istiyorum. Umarım listelerimde hoşunuza giden şarkılar olur. Az laf çok iş. Hadi bakalım Dj, şimdi müzik zamanı! dım tıs dım tıs (:
yılan, söyledi yalan
insanı sokan
içinde yatan yalan,
önünde olan arkanda duran
sırtından vuran
bir iyilik bir kötülüğü silerse,
integral hesaplarda kaybolur giderse,
olur hipopotam, olur hipopotam,
olur hipopotam ayayayayayayay!
Genel Sanat Yönetmenliğini Mustafa Erdoğan’ın yaptığı Troya, 120 kişiden oluşan dev dansçı kadrosuyla İstanbul Gösteri Merkezinde izleyicisiyle buluşuyor. 28 Kasım’daki muhteşem Troya şöleninin davetlisi olmak için formu dolduran ilk 500. ve 700. kişi olmanız yeterli.
Troya gösterisine çift kişilik davetiye kazanmak için tıklayınız!
Program:
Yer : İstanbul Gösteri Merkezi (eski mydonose showland)
Tarih : 28 Kasım 2008
Saat : 21:00
Yarışma Hakkında:
-Davetiyeler formu dolduran ilk 500. ve 700. olan 2 çifte verilecektir.
-Davetiyeler çift kişiliktir.
-Kazanan talihlilerin isimleri 27 Kasım Perşembe günü saat 17:00’de ilan edilecek ve e-posta ile bilgilendirileceklerdir.
-Kazanan isimler e-posta ile bilgilendirileceklerdir.
-Yarışmaya bir kişi sadece bir kez katılıp hediye kazanabilir.
-Davetiye kazanmak için doğal olmayan yollar ile form dolduran kullanıcılar yarışmadan diskalifiye edilecektir.
Troya gösterisi hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.
Yine bugüne özel sevgili google amcamız, özel bir logo hazırlamış. Google bugünkü logosunda; kara tahta, tebeşir ile yazılmış "G" harfi ve güller bulunuyor. Logoya tıkladığınızda, günün anlam ve önemi ile ilgili sonuçlara ulaşıyoruz.
Türkiye’den erişimi yasak olan popüler video paylaşım sitesi YouTube, tarihinin ilk canlı yayınını bu akşam gerçekleştirecek. Türkiye’de geçtiğimiz Mayıs ayından beri erişimi engelli olan video paylaşım sitesi YouTube, 23 Kasım 2008, Türkiye saati ile 03.00’de canlı yayın kanalı “YouTube Live Stream”i yayın hayatına başlatıyor.
Şimdi Adapazarında gün görmüşler bilirler. Bizim caddelerimizde adım başı tartıcı çocuklar mevcuttur. Arkadaşımla beraber Adapazarı sokaklarında yürümekteyiz. Karşıdan iki tane şeker ablamız bize doğru gelmekte. Yürürken tartıcı çocuğun hatunlara laf atması, bu lafı duyan dönercinin çocuğa "Oğlum akıllı ol, yoksa seni heyecanlandırırım!" demesi... Heyecanlandırırım da neymiş yawf!? (:
üzülme bebeğim..
sakın üzülme
olmadı işte, ayrıldık....
kızmadım sana, kızamam.
yeterki sen üzülme..
ben sana hiç kıyarmıyım
yani o kadarda hıyarmıyım.
hıyar dedinde aklıma geldi.
yeni sevgilinle aran nasıl?
o da seni, benim seni çok sevdiğim gibi seviyor mu?
ara sıra görüşelim ne olur.
misafir ol gel bana, yumurta kırayım sana.
param pulum yok ama , borç yazdırırız bakkala.
seni nasıl sevdiğim senin hiç şeyinnndee.. umrunda değil
hatırlarmısın bilmem, o mahur beste çalar, müjganla biz fenalaşırdırk.
ha...! sahi geçen gün bekledim seni, saza niye gelmedin?
seni bilmem ama ben acayip gaza geldim..
sonra da içtim... içtimm..
hatırlamalı....
sevgiyle anmalı...
unutmamalı....
incitmemeli...
uçanmemeli...
kaçanmemeli...
tutanmemeli...
öbürüde gelmiş hani bana hani bana demiş..
biliyorsun ne yapsam ayrılamam senden asla...
hafife alma aşk vurur insana.. birde yer vurur sonra..
masa tenisi... bu kadar kolay sanma. ilvanlım....
ilvanlım , ilvanlım, ilvanlım amman amaaan.. neyse
sen çok güzelsin..
a acayipsin
b acayipsin
c hiçbiri
e hepsi seninmi
hatırlarmısın sazlar çalınırdı çamlıcanın bahçelerinde ?
benimde arabanın teyibini çalmışlardı.
şimdide,,, şimdide seni çaldılar benden..
ve şimdi içiyorum hergecee
her geçe başka bir işkembe. paça, buzlama, kokoreç, kelle
gel beni kısmen yelle
ha unutmadan ebabil bir kuşsa.. saka daha kuştur.
saka kuş olarak kalacaktır. kuştur kuş olacaktır.
kuştu
kuştunuz
kuştular
koşarlar
şiirime burda son verirkene
bir dakka doktor bey geliyorum....
şiirime burda son verirkene seni çok sevdiğimi söylemek istiyorum.
ha bide yeni bi kedi aldım. oda çok şeker.
gidişim suskun olmuştu ama dönüşüm muhteşem oldu
yaslı gittim şen geldim. aç koynunu ben geldim.
Hareket edin, en azından haftada beş-altı kez.
(tabi ne demezsin, okul-iş-güç k.çımı eve zor atıyom, ne hareketi bew!)
Asansör değil mutlaka merdiven kullanın.
(şimcik asansör var ama ben bunu görmezden gelip ... oldu başka)
Yürüyüş, egzersiz ve bisiklet yaz aylarının ideal sporları.
(onu bi geçicen, ayı gibi bütün kış yazı bekledim. yüzücem ben)
Spor salonlarının karın-bacak-popo pilates kurslarına katılın. Yoganın da kasları güçlendirir ve dokuları gerginleştirici etkisi vardır.
(bi popo kursumuz eksikti zaten. bırak dokumu bokumu, gerginleşcem şimcik)
Evde spor salonunda öğrendiğiniz popo kaslarını güçlendirici tek bir harekete odaklanın. Günde 15 dakika yeterli olacaktır.
(rahat ol odaklandım ben sana, gelio az kaldı)

ve şöyle dedi sevgili Adele:
When the evening shadows
And the stars appear
And there is no one there
To dry your tears
I could hold you
For a million years
To make you feel my love
Bu sabah uykulu uykulu işyerime geldim. Halbuki gece geçte yatmadımdı. Neyse, çayı demledim, sıcak bir çay ile içim keyifle gevşedi. Laptopu açıp ilk iş olarak gündeme göz attım. Öyle böyle internette sallanırken ilginç bir saat denk geldi. Hemen blogumda paylaşmalıyım dedim. Daha önce görmüş geçirmiş kardeşlerimiz olabilir, ben gibi daha önce görmeyenler için buyrun saate şuradan bir göz atın derim. ;)
Çin'de yaşayan çılgın bir adam online ölü sinek satış sitesi kurup ve iki günde 10 bin ölü sinek siparişi almış.
8-11 Aralık Kurban Bayramı tatilini öyle bir bekliyorum ki sormayın. (: Bayramın yaklaşması sebebiyle kurbanlık hayvan pazarları kuruldu. Müşteriler yavaş yavaş pazarlara gidiyor. Kurbanlıklar çeşit çeşit, ancak kurbanlıkların ilaçlarla ağırlaştırılmaya çalışıldığı haberleri hepimizi sağlık konusunda endişelendiriyor. Yazımı okuyan sen sevgili blog okuyucusu. Sakın banane kurbandan, peder bey halleder demeyesin. Bilginin zararı yoktur sende pek iyi bilirsin, ki blog dünyasında şuan geziniyor olman senin her tarz bilgilere açık olduğunun bir göstergesi olmalı. Deyıl mi? (:
Bu konu benim için artık içinden çıkılmaz bir durum olmaya başladı. Geceleri ne zaman tırnak kesmeye kalkışsam, ''gece tırnak kesilmez'' laflarına maruz kalmaya başladım. Gece neden tırnak kesilemesin ki?! Halk aramızda böyle bir inanış maalesef var. Bu yanlıştır.
Geçenlerde bir gazetede denk gelmiştim. Hoşuma gitti ve okuyucularımla paylaşmak istedim. Hiç düşündünüz mü, neden Cuma, Pazar günlerimiz vardır? Bu isimler nerden gelmiştir? Haftalar ve aylar nasıl meydana gelip, isim almıştır.
Efendim öncelikle küçük bir özür ile başlamak istiyorum. İşlerimin yoğunluğu nedeniyle 8 gün boyunca bloguma uğrayamadım. Bu tabi bir mazeret olmamalıdır. Blogger ile tanışman çok eskilere dayanıyor. Fakat bir türlü devamını getiremedim. Yine aynı senaryo geliyor diye çok rahatsız olmaya başlamıştım. Ama dedim ya, iş güç, yoğunluk, hayatla mücadele bir şekilde zaman ayırmanıza engel olabiliyor.
Bu yıl 15 ncisi Liverpool'da düzenlenen MTV Avrupa Müzik Ödülleri, yapılan ödül töreniyle sahiplerini buldu. Basının aldığı bilgiler doğrultusunda, Echo Arena’da düzenlenen ve 10 bin kişinin katıldığı törenin, 30 milyon kişi tarafından televizyondan izlendiği tahmin ediliyor.
Blog sayfamda sizlere sık sık şarkı paylaşımlarım olacaktır. Müziksiz bir hayat düşünemiyorum. Notayı bulan sevgili Arezzo'ya sonsuz saygılar :) Neyse gelelim konumuza. Elbet daha önce dinleyenlerimiz vardır. Madcon'un Beggin şarkısını dinlerken ne kadar mutlu olduğumu, radyoda yakaladığım zaman "aha, dur bu kalsın" şeklinde tepki verdiğim nadir şarkılardan biri oldu. Hele ki direksiyon başındayken radyoda bu şarkıya yakalandığımda, vay benim halime. İlginç bir şekle ve tavırlara bürünüyorum. Bir şarkı bu kadar mı abartılır demeyin. Basın sizde play'e begginleyin.. :)