dün pazar dedim, hadi gideyim dedemlere. dedemlerde küçük bir kasabada ikamet ediyorlar. dedemin kapı komşusu tavuk besleme hastası. sen söyle 40 ben söyliyim 50 tavuğu var. fakat bu tavuklarından bir tanesi var öyle böyle değil. hareketleri adam gibi, süsü püsü var şöyle, bülent ersoy dan biraz daha güzelini düşün işte :p tavuk tavuk değil sahneye cıkacak assolist sanki. neyse efendim, dedemlerin mahalleye girdim, bu artis tavuğu yine gördüm. fakat çok ilgilenmeden eve çıktım. aradan 45 dk fln geçti. mahallede bi kahkahalarmı dersin, tıngır mıngır seslermi dersin. merak ettim cıktım evin önüne. aman allahım bir de ne göreyim. az önce bahsettiğim tavukçuk kireç torbasına batırılmış, sağlı sollu yalpaklana yalpaklana yürümeye çalışıyor garibim. tavukçu teyzemizin torunu meğer sen tut tavuğu, sok kireç torbasının içine. ulan velete bak. bu yaşta sadistlik yakında ne eder bilemem. :) yerli testereler mi yetişiyor ne :P sonra dedim acaba gözlerim cokmu etkili benim. tavukcuk cok fazla batmıştı gözüme. ama sonu böyle olsun inanın istemedim :P
rahmetli için el fatiha.
rahmetli için el fatiha.
4 Yorum:
Tavuğun adı neydi? Çok özel olmazsa :P
adı yoktu. ama bülent ersoy'u andırdığı için ona 'bülent' diyebiliriz (:
bence o ufaklığı kireç torbasına batırıp koşturmak lazım:))
ahauahau :)
Yorum Gönder